Hakkımızda

GAP GREEN

Hakkımızda

GAP Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji (YE) Kullanımı ve Enerji Verimliliği’nin (EV) Arttırılması Projesi; T.C. Kalkınma Bakanlığı GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (GAP BKİ) tarafından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliği ile yürütülmektedir. Proje; Güneydoğu Anadolu Bölgesi için 2007 yılında hazırlanmış olan Rekabet Gündemi’nin ana vizyonu ile uyumlu olarak, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sürdürülebilir ve sosyal olarak eşitlikçi bir şekilde kalkınmasına enerji verimliliği uygulamaları ve yenilenebilir enerjinin daha yaygın kullanımı yoluyla katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Proje çerçevesinde önerilen YE ve EV projelerinin sadece bu Bölge’de teknik ve ekonomik uygulanabilirliğinin test edilmesi değil, aynı zamanda, bütünleşik bir yaklaşımla, sanayi, hizmet, turizm, tarım sektörlerinde; rekabetçilik, istihdam, eğitilmiş işgücü, artan araştırma kapasitesi gibi ek değerlerle kaldıraç etkisi yaratması amaçlanmıştır. Türkiye’de birincil enerji arzı artmakla birlikte, üretimin tüketimi karşılama oranında bir gelişme gözlenmemektedir.

gapgreenkepirli

Güneş Enerjili Sulama Sistemleri – Kepirli Köyü Pilot Projesi

2008 yılında %28,0 ve 2009 yılında %29,5 olan üretimin tüketimi karşılama oranının, 2010 yılında da benzer bir seviyede  kalacağı  öngörülmektedir. Bu  veriler,  Türkiye’nin  birincil  enerji  arzında  dışa  bağıml ılığının  %70’ler seviyesinde olduğunu göstermektedir. Aynı durum elektrik üretimi için de geçerli olup, Türkiye’de üretilen elektriğin yarısından fazlası ithal birincil enerji kaynaklarından (büyük ölçüde doğal gazdan) sağlanmaktadır.

Diğer yandan, Türkiye’de 1990 yılında 170 milyon ton CO2 eşdeğeri olan sera gazı emisyonu, 2007 yılında 372 milyon ton CO2 eşdeğere yükselmiştir. Bu artışta elektrik üretiminden kaynaklanan emisyonlar önemli bir rol oynamış, aynı dönem zarfında söz konusu emisyonlar %233 artış ile 30’dan 100 milyon ton CO2 eşdeğerine çıkmıştır. Yani elektrik üretimi kaynaklı sera gazı emisyonunun toplam emisyon içindeki payı 1990 yılında %17 iken, 2007 yılında %27’ye yükselmiştir. Gerek enerji arzında dışa bağımlılığının azaltılabilmesi gerekse elektrik üretimine bağlı karbon emisyonlarının makul seviyelerde tutulabilmesi için, tamamen yerli bir kaynak olan yenilenebilir enerji kaynaklarının en yüksek oranda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi büyük ölçüde hidrolik kaynaklar üzerinden yapılmaktadır. Ancak 2005 yılında yürürlüğe giren 5346 sayılı “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımına İlişkin Kanun” ile hidrolik kaynakların yanı sıra diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının değe rlendirilmesi için bir yasal altyapı oluşturulmuştur. Bu yasal altyapı ile güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde pay sahibi olabilmesi için bazı fiyat teşvikleri ve yatırım kolaylıkları sağlanmıştır.

Son yıllarda Türkiye’de başta hidrolik enerji ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi hızla gelişmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, zengin su ve güneş kaynağı itibariyle yenilenebilir enerji açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Bölge’deki barajlardan 2008 yılında 15,7 milyar kWh elektrik üretilmiştir ki bu rakam

2008 yılı Türkiye tüketiminin yaklaşık %8’ine tekabül etmektedir. Bölge’deki henüz tamamlanmamış hidrolik projelerin toplam kurulu gücü ise 1.972 MW’tır ve bölge için projelendirilmiş toplam gücün yaklaşık dörtte birine denk gelmektedir.

Bunların da devreye girmesiyle bölge bir hidroelektrik cenneti haline gelecektir. Güneş enerjisinin kullanım potansiyelinin çok fazla olduğu ve “güneş kuşağı” diye tanımlanan bir Bölge’de konumlanan Türkiye’de, bu potansiyelin en yüksek değerlere ulaştığı iki bölge Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’dir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, turizm ve tarımın çok fazla geliştiği ve bu yüzden de arazi fiyatlarının çok yüksek olduğu Akdeniz Bölgesi’ne göre, güneş enerjisinden elektrik üretilmesi açısından çok daha elverişli bir konumdadır.

 

dni

Direkt Normal Işınımının (DNI) Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki İllere Göre Değerleri

Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarımsal atıklar açısından zengin bir bölgedir. Türkiye’nin toplam pamuk üretiminde bölgenin %50’ye varan payı bulunmaktadır. Bu nedenle Bölge’deki pamuk ve diğer ürünlerin tarımsal atık miktarının birkaç yüz MW’lık santral yapmaya müsait olduğu hesaplanmaktadır. Diğer yandan hayvan varlığı dolayısı ile hayvansal atıklar da bu bölgenin enerji portföyüne ilave edilebilecek potansiyele sahiptir. Tarımsal ve hayvansal atıklardan gaz ve elektrik üretimi imkânlarının değerlendirilmesi bölgenin yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlenmesini sağlayacak ve yerli imalat sektörünün ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Diğer yandan, Ege ve Marmara Bölgeleri’ndeki kadar olmasa da, Bölge’de ihmal edilemeyecek bir rüzgâr potansiyeli mevcuttur. Bölge’deki rüzgâr hız ve yoğunlukları Türkiye’nin batı bölgelerindeki kadar iyi olmamakla birlikte, Gaziantep, Kil is ve Mardin’de, rüzgâr enerjisi potansiyeli açısından umut verici bazı yerler mevcuttur. Daha da önemlisi, düşük hızlı rüzgârların bulunduğu bazı yörelerde, küçük ve orta ölçekteki rüzgâr türbinlerinin lokal ihtiyaçları karşılamak üzere (su pompalama ve sulama işlemleri, vb.) güneş enerji ile kombine kullanılması mümkündür.

Boyutları kısaca özetlenen bu potansiyelin harekete geçirilmesi ve üretilen elektriğin güvenli biçimde tüketicilere iletilmesi, kapsamlı ve kuşatıcı bir yaklaşım gerektirmektedir. Türki ye’de elektrik piyasalarının serbestleştirildiği, yeni elektrik üretim yatırımlarının özel şirketler eliyle yürütüldüğü ve elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirme sürecinin devam ettiği dikkate alındığında, bahse konu yenilenebilir enerji yatırımlarının hayata geçirilmesi için bölgenin yatırımcılar açısından bir ilgi odağı ve cazibe merkezi kılınması için bütünleşik bir stratejiye ihtiyaç duyulmaktadır. Diğer yandan, Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Bölge’de de enerjiyi verimli kullanma bilinci düşüktü r. Sanayideki geleneksel üretim eğilimleri ve sıcak iklim nedeniyle ısı yalıtımın kullanılmadığı binalar, bedeli tahsil edilemeyen enerji tüketimi bu Bölge’de verimsiz enerji tüketimine yol açmakta ve dolayısı ile enerji yoğunluğunun daha yüksek olması sonucuna yol açmaktadır. Enerji yoğunluğu, bir birim katma değer üretebilmek için harcanan toplam enerjiyi ifade eden bir gösterge olup, enerji yoğunluğu düştükçe, aynı miktar katma değer daha az enerji sarfiyatı ve dolayısıyla daha az maliyetle üretilebilmektedir. Enerji yoğunluğunu düşürmek için enerji tüketiminin olduğu her alanda, ama özellikle sanayi tesislerinde ve binalarda enerji verimliliği tedbirlerine başvurmak büyük önem taşımaktadır. Sanayi sektöründe alınacak enerji verimliliği önlemlerinin sınırlı bir bölümü proses değişiklikleri gerektirmekte ve görece büyük yatırımları zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan bu önlemlerin çoğunluğu, firmaların ana yatırım stratejilerini etkilemeyecek düşük maliyetli yatırımlarla hayata geçirilebilecek niteliktedir.

Hem konut hem de ticaret amaçlı binalarda enerjinin verimsiz kullanıldığı, Bölge’deki binalarının birçoğunun yalıtımsız olduğu ısıtma için ihtiyaç duyulan enerji kadar soğutma için harcanan enerjinin de çok büyük boyutlarda olduğu gözlenmektedir. Bu veriler ışığında, binalarda enerji verimliliğini iyileştirmek üzere çeşitli uygulamaların yapılması gerekli görülmektedir. Binalardaki iyileştirme yatırımlarının kamu binalarından başlatılarak ticari binalara ve konutlara doğru yaygınlaştırılması, kamu sektörünün öncü rolünün bir gereğidir. Elektrik faturalarını ödemekte zorlanan bölgesel tüketicilerin, sadece bina kabuğundaki yalıtım iyileştirmeleri konusunda değil, elektrikli ev aletleri konusunda da bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır.gapgreen

Bu projede ve eylem planında hem yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik ve ısı üretimindeki kullanımının yaygınlaştırılmasına, hem de enerji verimliliğinin iyileştirilmesine yönelik iş ve eylemlerin gerçekleştirilmesinde, bölge için öngörülen sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının merkez alınması esas kabul edilmiştir. Bu çerçevede istihdamın artırılması, işgücüne katılacak nüfusun eğitilmesi, sektörlerin rekabet gücünün geliştirilmesi, bölgeye has ürün ve hizmetlerin markalaştırılması, sivil toplumun harekete geçirilmesi gibi hususlar projede özellikle dikkate alınan hususlar olmuştur. Ayrıca konular yatay eksenlerde ve sektörler itibariyle de değerlendirilmiştir.

Sanayi sektöründe, proje kapsamında sözü edilen bazı ürünlerin Bölge’de imal edilmesi seçeneği üzerin de durulmuş, bu kapsamda yeni işbirliği arayışları ve uygulanabilecek teşvikler gündeme getirilmiştir. Güneş ısılı ürün yelpazesindeki pek çok bileşen düşük teknoloji gerektiren imalat teknikleriyle üretildiğinden, söz konusu ürünlerin Bölge’de düşük maliyetle ve hızlı biçimde üretilmesi için uygun bir ortam bulunduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca bölgenin güneyinde yer alan coğrafyanın yüksek güneşlenme oranına sahip olması, üretilecek ürünlerin potansiyel pazarının zenginliğine işaret etmektedir. Güneş enerjisinin doğrudan ısıl ve elektriksel sanayi uygulamaları için de büyük bir potansiyel sunduğu verisinden hareketle, bu potansiyelin harekete geçirilmesi için uygulanabilecek proje önerilerine yer verilmiştir.

Gerek gıda güvencesi yönüyle gerekse de potansiyel istihdam imkânlarıyla tarım sektörü, Bölge’de stratejik ve tampon bir sektör olarak ön plana çıkmaktadır. Yenilenebilir enerji imkânlarının bir hayli yüksek olduğu, aynı zamanda yoğun bir tarım-hayvancılık faaliyetinin yürütüldüğü Bölge’de, tarım ve yenilenebilir enerjinin birlikte ele alınması, her iki alanın da gelişmesini ve istihdamın artırılmasını olumlu yönde etkileyecektir. Ekolojik dengenin korunması ve doğal kaynakların dengeli kullanımı açısından sulama uygulamalarının ıslah edilmesi ve güneş enerjisi destekli sulama pompalarının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir üretime geçişte kritik bir adım olacaktır. Bölge’deki zengin tarımsal ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi ise, biokütle ve biyogaz uygulamalarının geliştirilmesini sağlayacaktır.

Yukarıda zikredildiği gibi, sürdürülebilir büyüme yaklaşımı, Proje’nin yürütülecek faaliyet ve sonuçlarında temel ilke olarak benimsenmiştir. 2009 Temmuz- Mayıs 2011 döneminde Projenin ilk fazı kapsamında Bölge’de yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında ilerleme sağlanabilecek alanların tespitine yönelik çalışmalar bir strateji ve eylem planı ile belirlenmiştir. Bu eylem planı öngörüleri doğrultusunda projenin ikinci fazı daha çok uygulamaya yönelik faaliyetlere ağırlık verecek şekilde planlanmıştır. Projenin ikinci fazının üç temel bileşeni;

  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sanayi sektörlerinde ve hizmet binalarında EV/YE imkânlarının belirlenmesi ve örnek uygulamaların yapılması ve yaygınlaştırılması(Çıktı 1);
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin YE kullanım potansiyelinin arttırılması (Çıktı 2) ve
  • Bölge’de sanayi, hizmet, bina ve tarım sektörlerinde EV ve YE konularında teknik, kurumsal ve işgücü kapasitesinin geliştirilmesi (Çıktı 3) olarak belirlenmiştir.

16 Şubat 2012 tarihinde, T.C. Kalkınma Bakanlığı GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, T.C. Dışişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından Proje’nin ikinci fazına ilişkin proje dokümanının taraflarca imzalanmasına müteakip, GAP Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Projesi ikinci fazı fiilen başlamıştır.

Hakkımızda